Ne oluyor bize?

Ne oluyor bize?

Kayseri’de geçen bir hafta içerisinde meydana gelen üç önemli asayiş olayı, ateşli silah kullanımının geldiği boyut ile toplum psikolojisinin pandemiden ne oranda etkilendiğini göz önüne serdi.

Kayseri’de bir hafta içerisinde meydana gelen üç önemli asayiş olayı, ateşli silah kullanımının arttığına dair istatistikleri doğruladı. Ayrıca söz konusu olaylar; psikiyatristlerin sürekli dile getirdiği üzere, pandemi döneminde artan yalnızlık ve izolasyon duygusunun toplum psikolojisine olumsuz etkilerini de kanıtladı.

İŞTE OLAYLAR

Önce 16 Haziran’da Hisarcık Mahallesi’nde, iddiaya göre aklî dengesi yerinde olmayan bir Haluk T. adındaki şahıs evinin önünden silahla yoldan geçenlere ateş açtı. Daha sonra kendini eve kapatan şahıs, özel harekat ekipleri ve psikologların 5 saat süren ikna çabalarıyla ancak evden çıkarılabildi. Şahısla ilgili adlî işlem başlatıldı.

Ardından, Talas ilçesinde 26 yaşındaki Arife Nur Sarıoğlu, erkek arkadaşı Tolga T. tarafından iş yerinin önünde tabanca ile vuruldu. Arife öğretmen olay yerinde yaşamını yitirdi, daha sonra kendisini vuran şahıs da hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olan Tolga T.’nin tedavisi sürüyor.

En son meydana gelen olayda ise, Pazar akşamı İldem Yeşilyurt Mahallesi’nde 35 yaşındaki şahıs, babası Ahmet Ekinci’yi önce bıçakladı, sonra da tabancayla öldürdü. Şahıs hakkında adlî işlem başlatıldı.

SİLAHLI OLAYLAR ARTTI

Umut Vakfı’nın 2015’ten bu yana; yerel ve yaygın basında çıkan üçüncü sayfa haberlerine göre hazırladığı ‘Türkiye Silahlı Şiddet Haritası’na göre, Türkiye’de de, Kayseri’de de silahlı şiddet olayları arttı. Türkiye’de 5 yılda silahlı şiddet olayları yüzde 69, Kayseri’de ise yüzde 59.09 oranında arttı. Öte yandan Kayseri’de 1 yıldaki artış oranı ise yüzde 6.06 olarak görüldü.

1 YILDA 28 ÖLÜ, 68 YARALI

İstatistiklere göre 2020 yılında Türkiye genelinde 3 bin 682 silahlı olay basına yansıdı. Bu olayların 3 bin 128’inde ateşli silahlar (bin 303’ü tüfek, bin 825’i tabanca), 554’ünde ise kesici ve delici aletin kullanıldığı görüldü. Kayseri’de ise 70 olay meydana geldi.

Yine 2020 yılında Türkiye’de meydana gelen silahlı olaylarda 2 bin 040 kişi öldü, 3 bin 688 kişi yaralandı. Kayseri’de meydana gelen 70 olayda da 28 kişi öldü, 68 kişi yaralandı.

KAYSERİ 16’NCI SIRADA

Kayseri, 2020 yılı silahlı olay sıralamasında iller arasında 16’ncı sırada yer aldı. Buna göre Kayseri’den önceki illerin sıralaması şu şekilde görüldü:

441 olayla İstanbul birinci sırada, 187 olayla Samsun ikinci sırada, 182 olayla Adana üçüncü sırada, 173 olayla İzmir dördüncü sırada, 153 olayla Bursa beşinci sırada, 139 olayla Konya altıncı sırada, 137 olayla Antalya yedinci sırada, 123 olayla Kocaeli sekizinci sırada, 119 olayla Ankara dokuzuncu sırada, 106 olayla Sakarya onuncu sırada, 99 olayla Diyarbakır 11’inci sırada, 96 olayla Aydın 12’nci sırada, 92 olayla Şanlıurfa 13’üncü sırada, 87 olayla Malatya 14’üncü sırada, 86 olayla Gaziantep 15’inci sırada, 70 olayla Kayseri 16’ıncı sırada yer aldı.

UZMAN GÖRÜŞÜ…

“ERKEKLERDE BİREYSEL SİLAHLANMA ARTTI”

Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Müdürü Dr. Mustafa Atak, yapılan araştırmaların, salgın sürecinde özellikle erkeklerde bireysel silahlanmaya olan eğilimi artırdığını; bu durumun salgının getirdiği psikolojik etkilerle birleştiğinde toplumsal şiddet olaylarında artışa neden olduğunu ifade etti.

Atak, “Salgın sürecindeki ev izolasyonu korku, anksiyete, depresyonun artmasına, bağımlılık yapıcı davranışların yaygınlaşmasına, alkol kullanımının artışına, aile içi şiddetin yaygınlaşmasına ve intihar girişimlerinin artışına yol açmaktadır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, salgın sürecinde özellikle erkeklerde silahlanma hareketi başlamış ve silah satışları artmıştır. Bu durum toplumsal şiddeti ve özellikle kadına karşı şiddeti artırmaktadır.” dedi.

“YALNIZLIK ŞİDDET EĞİLİMİNİ ARTIRDI”

Salgın sürecinde sosyal ilişkilerin azalarak, insanların yalnızlığa itilmesinin toplumsal şiddete eğilim duygusunu artırdığının altını çizen Atak, devletin bu konuda acil eylem planı hazırlayarak şiddeti ve intihar vakalarını önleyici sistematik çalışmalar yürütmesi gerektiğini ifade etti. Atak, sözlerini şöyle tamamladı: “Salgın dönemlerinin en etkin otoritesi sağlık kurumları ve dini kurumlardır. Bu dönemlerde dini duygularda azalma meydana gelebilmektedir. Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığı gerekli çalışmaları yapmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı toplumun güvensizlik ve umutsuzluk duygusu içerisine girmemesi için toplumsal rehabilite çalışmalarına ağırlık vermelidir. Sağlık çalışanları şiddet riski taşıyan ve kendilerine başvuran insanlara şiddet konusunda destek hizmeti sunmalıdır. Ulusal yardım hatları kurularak ve güvenlik önlemlerini artırılmalıdır.”

>>>>>Selma Kara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön!