UZAKTAN EĞİTİM

Hepimiz biliyoruz ki tüm dünyayı etkisine altına alan Kovid-19 salgını eğitim-öğretim hayatını da etkiledi.

Türkiye’de 16 Mart tarihinden bugüne kadar yüz yüze eğitim belirsiz süreye kadar askıya alındı, onun yerine online eğitime geçildi.

Online eğitimin kime ne kadar faydasının olup olmadığı da, yanıtı olmayan sorular.

Milyonlarca öğrenci evine kapandı, bazıları evde oturmak yerine ‘götüreceğim bir ekmek bile kâr’ düşüncesiyle çalışmayı tercih etti.

O süre zarfında canlı dersler başladı. Sırf yok yazılmamak için derslere katılan bu öğrenciler yeri geldi hocalarının kamera açma baskısından yeri geldi yetersiz imkânlardan derslere katılamadı.

Elinde tablet yada bilgisayar olmayan binlerce öğrenci ailelerinden tablet ya da bilgisayar istedi.

Bu süreçte, kime sorsan ‘Müslüman mısın?’, hatta ‘Elhamdülillah Müslümanım’ diyen insanımızın aslında sadece lafta Müslüman olduğunu da görmüş olduk.

Bundan 4-5 ay önce sıfır bilgisayar alabileceğimiz paralara şimdi ikinci eli zor bulabiliyoruz.

Bunun nedeni de, insanımızın krizi fırsata çevirmeyi sevmesi.

Zaten pandemiden dolayı, birçok insan evine ekmek götüremiyorken, yemeğinden aşından keserek çocuğu derslerinden kalmasın diye bilgisayar almak için çabaladı.

Sonuç olarak ülkemizde gelinen durum gösteriyor ki, herkes düşene bir tekmeyi de ben ben vurayım peşinde…

GÜVEN SORUNU

Uzaktan eğitimde sınavlar da karman çorman olmuş durumda.

Öğrenciler bilgisi olmadan sınava giriyor sınavdan kalmayayım ya da düşük almayayım diye hepimizin bildiği kopya çekme eylemine girişiyor.

Hepimiz biliyoruz ki bu doğru bir şey değil ama elden başka bir şey gelmiyor.

Ayrıca kopya çekmeyen de bir sürü öğrenci var, bunu bir hocaya söylemenin anlamı nedir bilmiyorum.

Bu duruma söyleyeceğim o ki, ‘Güven sadece 5 harfli bir kelime.’

Tarık Sena Kösedağ son yazıları (Hepsini Gör)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön!