Görünmez kahramanlar: ücretsiz ev işçileri

Görünmez kahramanlar: ücretsiz ev işçileri

Onlar yalnızca ev işleriyle uğraşan ev kadınları… Sabahın erken saatlerinden, gece geç saatlere kadar çalışıp çabalasalar da emeklerinin görünmediğinden şikayetçi olan ‘ücretsiz ev işçileri’.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de işgücüne dahil olmayanların yüzde 36’sı ‘ev işleriyle meşgul’. Bu kişilerin sayısı ise 11 milyon 222 bin. Yine aynı verilere göre bu sayının tamamını kadınlar kapsıyor. Yani ev içi işlerle uğraşanların tamamı kadın.

EV KADINI MI, ÜCRETSİZ EV İŞÇİSİ Mİ?

Sözlük anlamına göre ‘ev kadını’ ya da bir diğer kullanımıyla ‘ev hanımı’, dışarda herhangi bir işte çalışmayıp evinin işleriyle uğraşan kadın anlamına geliyor. Toplumsal cinsiyet alanında çalışanlar ise bu tanımı, ‘ücretsiz ev işçisi’ olarak kullanmayı tercih ediyor. Çünkü ev kadınları bir evin tüm organizasyonundan sorumlu olsa da, emeklerinin ücret bazında karşılığı bulunmuyor. Ancak bu tanımın, işgücü istatistiklerinde bahsi geçen ‘ücretsiz aile işçisi’nden ayrı tutulması gerekiyor. Çünkü bu tanım, aynı hane içerisinde yaşayan başka birinin işlettiği bir işletmede genellikle ücretsiz ve güvencesiz bir şekilde çalışan kişileri kapsıyor. Buna göre özellikle tarım alanında çalışan kadınların çok büyük bir kısmı, tarımın yanı sıra bakkallık gibi çoğunlukla aile işletmesi olarak yürütülen işlerde çalışanlar da, ‘ücretsiz aile işçisi’ olarak görülüyor. ‘Ücretsiz ev işcisi’ ise, tam olarak ‘ev kadınları’na işaret ediyor. Diğer taraftan, temizlik, yemek, çocuk bakımı gibi işleri, ücreti karşılığında yapanlar ise ‘ücretli ev işçisi’ kapsamında değerlendiriliyor.

EMEKLİLİK HAKKIYLA İLGİLİ İYİLEŞTİRMELER VAR

Peki, ‘ev kadınları’, evde herhangi bir ücret almadan yaptığı işlere, piyasa karşılığında ödeme alabilselerdi, aylık gelirleri ortalama ne kadar olurdu? Her ne kadar, ‘ev kadınlığı’ meslek olarak kabul edilmese de, bu konuyla ilgili olarak 2009 yılında Vatikan, ilginç bir çıkış yaptı ve ev kadınlarının görünmeyen emeğinin parasal karşılığı olması gerektiğini savundu. Halihazırda, dünyada böyle bir uygulama olmamasına rağmen, Türkiye’de de 2014 yılından itibaren başladığı şekliyle, prim ödenmesi şartıyla ev kadınlarına emeklilik gibi birtakım iyileştirmeler de yok değil.

TEMİZLİK, YEMEK, ÇOCUK BAKIMI, PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK, ÖĞRETMENLİK…

Ev kadınlarının, piyasa koşullarında ev içi emeklerine ücret almaları halinde ceplerine girecek olan ortalama aylık kazancı hesaplamak için önce günlük yapılan işleri sınıflandırmak gerekiyor. Bu işlerin başlıcalarını, yemek ve temizlik işlerini kapsayan genel temizlik hizmetleri, çocuk bakımı ve öğretmenlik, psikolojik danışmanlık, ütü ve büyük temizlik gibi haftalık rutinler olarak sıralayabiliriz.

AYLIK KAZANÇ EN AZ 24 BİN 246,6 TL…

Bir ev kadını günlük ortalama en az 3 saat genel temizlik işleri yapıyor. Piyasa koşullarında 1 saatlik genel temizlik işlerinin asgari tutarı 30 TL. Buna göre bir ev kadının sadece genel temizlik işlerinden 2 bin 700 TL kazanması gerekiyor.

Bebek ve çocuk bakıcısının piyasa şartlarında alacağı en düşük ücret 50 TL. Bir annenin günlük en z 10 saatini bu işe ayırdığını düşündüğümüzde günlük olarak bu işten alması gereken ücretin 500 TL olduğunu görüyoruz.

Piyasa şartlarında en düşük psikolojik danışmanlık ücreti 200 TL. Bir ev kadının eşe, çocuklara, komşuya, aile bireylerine günlük en az 1 saat psikolojik danışmanlık yaptığını düşündüğümüzde, sadece bu işten aylık 6 bin TL kazanması gerekiyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamasına göre ek ders saati için verilen ücret 18 TL 22 Kr. Pandemi döneminde bu oran artmış olmakla birlikte, bir ev kadının günde en az 1 saatini çocuklarının derslerine ayırdığını düşündüğümüzde, bu işten edinilecek olan aylık kazanç 546.6 TL olarak karşımıza çıkıyor.

Haftalık yapılan ütü, büyük temizlik gibi, mesai ücretlerini bile dahil etmediğimizde en kaba hesapla, bir ev kadının aylık kazancı 24 bin 246,6 TL kazanması gerekiyor.

“BEDAVA PSİKOLOGLUK YAPIYORUZ”

Konuyla ilgili olarak, biri 10, diğeri 40 yıllık iki ev kadını ile görüştük.

1962 doğumlu 5 çocuk annesi Hatice Genç, kendisini ’40 yıllık ev kadını’ olarak tanımladı. Günlük rutinini, sabah namazından sonra 10.00’a kadar Kur’an okumak, kahvaltı, ev işleri, akşam yemeği hazırlığı, TV izleme şeklinde sıralayan Genç, “Günde en az 3 saat yemek ve temizlikle uğraşırım. Haftada 8-10 parça ütü yaparım. Ama eskiden çocuklar evdeyken, eşim sağken daha fazla işim oluyordu. Çocukların dertlerini dinliyorum, komşularımızı dinliyorum, aslında biz psikologluk yapıyoruz ama bedava yaptırıyorlar. Çocuklar küçükken öğretmenlik de yaptık. Karşılığı ne derseniz, onları büyütmek oldu.” dedi.

“EV KADINLARI HAKSIZLIĞA UĞRUYOR”

Ev kadınlarına yaptıkları işlerin karşılığında en azından prim ödenmesi gerektiğini dile getiren Genç, “Bunlar genelde kadınların görevi olarak görülüyor. Ev hanımlığını anlayışla karşılamaları lazım. Eşler işten yorgun geliyor ama ev hanımlığı da, temizliğiyle, çocuklarıyla insanı yorgun düşürüyor. Dışarıda çalışmaktan daha yorgun düşüyor insan evde. Yıllarca ben de evde çalıştım, örgücülük yaptım mesela. Bir de ev işleri olunca eşimden daha yorgun düşüyordum. Benim eşim yorulduğumu görüyordu, geldiği zaman bana yardım da ederdi ama bazısı bunu görmüyor, hiç aldırış etmeyip eşlerini insan yerine koymayan da var. Bu nedenle ev kadınlarının haksızlığa uğradığını düşünüyorum.” diye konuştu.

“YATANA KADAR İŞ BİTMİYOR”

10 yıldır ev kadını olan 33 yaşındaki 2 çocuk annesi Gamze Gül Kahveci ise günlük rutinine dair şu bilgileri verdi: “Sabah kalktığımda kahvaltı hazırlığı yaparım, kahvaltı hazırlanana kadar rutin ev toplama, kahvaltıdan sonra en ufak bir oturayım çay içeyim gibi bir vaktim olmuyor, çünkü sonrasında hemen öğle yemeği geliyor. Çocukların biri dersten çıkıyor, diğeri giriyor. Öğle yemeğinden sonra çamaşır, bulaşık işleri oluyor. Haftada bir rutin temizlik oluyor; dolaptı, mutfaktı onları döküyoruz. Ondan sonra zaten nefes alayım demeden akşam yemeği geliyor. Akşam yemeğinin peşi sıra çaydı, kahveydi, meyveydi o fasıl başlıyor. Çocuklar durmuyor, biri bir taraftan bir şey istiyor, sen bir yeri toplarken öbür oda eski haline fazlasıyla gelmiş oluyor. Öyle olunca iş yatana kadar bitmiyor. Yatana kadar sürekli, şunu da şuraya koyayım, şunu da yapayım diyerek geçiyor gün.”

“RESMEN KULLANILIYORUZ”

İnsanların ev kadınlarının emeğini görmemelerinden yakınan Kahveci, “En basitinden eşimiz, akşam eve gelince, ‘Akşama kadar yatıyorsun, ne yapıyorsun ki?’ diyor. Öyle olunca insanın iş yapası da gelmiyor ama yine yapıyorsun. Hasta da olsan, ölsen de, bütün ev işlerini sen yapmak zorundasın. Temizlikçilik var, öğretmenlik var, bakıcılık var, psikolojik danışmanlık var, aşçılık var, yerine göre onarım-tadilat, terzilik var… Ben bu işlerin karşılığında para alsam en aşağı 7 bin lira civarında kazanırdım sanırım. Ama şimdi eline sağlık bile yok. Sonuç; 0 TL. Resmen kullanılıyoruz.”

“VASIFSIZ İŞÇİ MODUNDAYIZ”

Ev kadınlığının da meslek olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünen Kahveci, kendisini ‘vasıfsız işçi’ gibi hisettiğini söyledi. Kahveci, “Bütün vasıflarımız var, fakat vasıfsız işçi modundayız. Şu anda dışarıda çalışmış olsaydım hem belirli saatlerim olurdu hem mesaim olurdu hem de hastalandığım zaman iznim olurdu. Üstüne bir de para alırdım. Şu anda ne mesai, ne izin var, hastalanmama bile müsaade yok. Keşke ev kadınlığı meslek sayılsa. Ev kadınlığı da neymiş, akşama kadar oturuyorsunuz diyen bir sürü insan da var. Dışarıda çalışanların işi yoğun ama eve geldiği zaman dinlenmek için vakitleri oluyor, eşi de çalışıyorsa birlikte mutfağa giriyorlar. O nedenle ev kadınlığı en güzel meslek ama değerlendirilmeli.” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön!