Kebapçı Hilmi: “Berna Başkan’ı cesur buluyorum”

Kebapçı Hilmi: “Berna Başkan’ı cesur buluyorum”

1970’li yıllardan başlayarak 20 yıl boyunca Kayserispor’da genel kaptanlık yapan, Galatasaray’ın efsane ismi ‘Çizgi Metin’ lâkaplı Metin Kurt’u Kayserispor’a getiren, tribünlerin efsane ismi Kebapçı Hilmi, Anadolu Haber’e konuştu.

“BU KADAR ZENGİN DURA DURA…”

Takımın şimdiki durumunu değerlendiren Hilmi Özdoğan, Berna Gözbaşı’yı çok cesur bulduğunu ancak Kayserispor’a sahip çıkılmadığını söyledi. Özdoğan, “Berna Başkan’ı daha hiç görmedim tanımıyorum. Televizyonlardan ismini duydum sadece o. Ama çok takdir ediyorum. Bu kadar Kayseri’nin zenginleri dura dura, bu işten etiketini yapmış reklamını yapmış insanlar dura dura, bir kadın olarak Kayserispor’u yönetmek… Benim gözümde çok cesur bir kadın. Hasta bir Kayserispor taraftarı olarak Berna Başkan’ı cesur bir kadın olduğu için ve Kayserispor sevdalısı olduğu için beğeniyorum. Oturup bir bardak çay içmişliğim yok daha ama gıyaben çok beğeniyorum; cesaretinden dolayı çok beğeniyorum.” dedi.

“AYBABA PARA İÇİN GELDİ”

Öte yandan teknik direktörlerin sık sık değiştirilmesi konusuyla ilgili olarak ise Özdoğan, şunları söyledi:

“Kayserispor’a gelen bütün hocaları tanıyorum. Hele hele o son gelen Samet Aybaba’yı . Onlar para için gelir. Valizini alır gelir Kayseriporlu olur, valizini alır gider Adanasporlu olur, valizini alır gider Trabzonsporlu olur. Bunlar ekmeğini bu işten kazanıyor. Yalnız son gelen Samet için diyorum, arkadaş gidecektin niye geliyorsun? 3-4 defa gelişin. Siz gazeteciler de biz taraftarlarda biliyoruz ki para için geliyor. Mehmet Haymanalı zamanında teknik direktör Güdüz Tekin Onay ile tartıştım. O günün valisi Fevzi Yetkiner, Büyükşehir Belediye Başkanı da Hüsamettin Çetinbulut. Tartışma nedenim de Kayserispor’un küme düşmesi. Gündüz Tekin Onay, ‘Ben üç tane kitap yazdım, onu yaptım, bunu yaptım.’ diyor. ‘İyi de hocam, Kayserispor küme düşüyor, yazdığınız kitap işe yaramıyor.’ dedim. Derwall (Jupp) derdi ki, ‘Kenarda ki adam onikinci adamdır.’ Derwall dediğim adam dünyaca meşhur, Alman Teknik Direktörü. Sen orada gerekeni yapacaksın, adam sokacaksın bağıracaksın, çizgiye gideceksin, hakem düdük çalacak. O kadarını da yapamıyorsan sahaya girip ben mi yapacağım? Haksız mıyım, iki dakikada, 2 gol yiyor ve maçı veriyor. Yeni gelen Petrescu’yu ise göreceğiz.”

Hilmi Özdoğan (Kebapçı Hilmi)‘ın Kayserispor genel kaptanlığı yıllara dair anıları ise şöyle…

Anadolu Haber: Kayserispor maceranız nasıl başladı?

Hilmi Özdoğan: Kayseriliyim. 1939 Kayseri Merkez doğumluyum. 1970-71’de 2 yıl Yenimahalle Spor’da başkanlık yaptım. O dönem Kayserispor’da Rıfat Gönen vardı beni almak istedi ve aldı. Yalnız benim o şartlar altında Kayserispor’a girmem kamuoyunda önünde büyük sansasyonel yarattı.

Neden?
Sıradan orta halli insanım. Kayserispor’un bütün yöneticileri o zaman ki şartlarda şehrin en üst düzeyindeki insanlarıydı. Kayseripor’a girdiğim zaman 38 yaşındaydım. Onların hepsinin, Cadillac, Mercedes marka arabaları vardı. Benim ne arabam ne bir şeyim var… Ama buna rağmen Kayserispor’da yöneticilik yapıyorum. Zaman beni aşırı derecede dışlamaya kalktılar, aşağıladılar. O zaman ki şartlar altında Kayseri’de 50-100 tane zengin varsa 10-13 tanesi burada yöneticiydi: Naci İmamoğlu, Selçuk Karakimseli, Rıfat Gönen, İş Bankası Müdürü Refik Bey… Bunların yanına o gün ki şartlar altında tüstsüyle varılmazdı…

“RIFAT GÖNEN SAYESİNDE KULÜBE KABUL EDİLDİM”

Hiç unutmam; İstasyon Caddesinde Taş Sineması vardı oranın sahibi Üveyiz Molu’ydu, onun yanında da Abdulfeyzioğlu diye bir galeri vardı. Bütün Kayseri zenginleri o günkü şartlar altında oraya giderlerdi, karşısında da şehir kulübü vardı… Ben karşıdan karşıya geçerken birbirleriyle konuşurken ‘Ya bu kim ki Kayserispor’a Rıfat abi aldı.’ diyorlar. Ondan sonra içlerinde beni seven 1-2 kişi çıkıp diyor ki; ‘Aynı yere imza atıyoruz, aynı kararları beraber alıyoruz niye bu çocuğu hakir görüyorsunuz.’ O zamanlar salı günleri toplantı olurdu. Ticaret Odası’nın üstünde Kayserispor’un kulüp binası vardı. Baktım masanın üstündeki önergelere birinci sırada ‘Hilmi Özdoğan’ın durumunu görüşülmesi’ yazıyor. ‘Rauf Baba (Rauf Işıldar-Kulüp Müdürü) ya bu ne?’ dedim. ‘Valla oğlum bilmiyorum ne olduğu Rıfat abi telefon açtı söyledi ben de yazdım’ dedi. Herkes geldi, toplantı başladı. ‘Rauf, oradan 13 tane çay söyle.’ dedi Rıfat abi. En genci benim ya ben hemen fırladım çay söylemeye gidiyorum. Rıfat Abi bana oturmamı söyledi. Yanında rahmetli Selçuk Karakimseli oturuyor. Çayı ona söyledi beni de yanına oturttu. Hiç kimse bu olayı üstüne almadı. Toplantı bitti, ‘Hilmi yarın akşam yemeğine sendeyiz.’ dedi. Rahmetli hanımım da çok güzel yemek yapardı. Yemekleri yapmış bütün hanımlar, ‘Ya Lütfiye hanım aşçımı tuttun?’ diye sordu, o kadar güzel yemek yapardı. İşte o gün rengimiz değişti. Rıfat Abi’nin beni onore etmesi sayesinde, o şartlar altında Kayserispor’a girdim.

“TRİBÜNLERE RAĞMEN KENDİMİ KABUL ETTİRDİM”

Ama zamanında tribünler de beni çok rencide etti: ‘mafya bozuntsu, kabadayı bozuntusu git köfteni sat’ dediler, bar bar bağırdılar. Onurumla oynadılar. O tribünler zamanında bana çok yaptı ama ben her şeye rağmen kendimi kabul ettirdim. Adana maçıydı hiç unutmam; mağlubuz 1-0. o kadar çok küfrettiler ki böyle bir şey olamaz… O zaman Fenerbahçe’nin antrenörü vardı Adanaspor’a geçti sonradan; Şükrü Ersoy. Sahadan içeri geçtik ki, taktik veriyor. ‘Taktiği bırak hoca, çıkacak onurları varsa oynayacaklar, maçı alacaklar o kadar küfürü ben yedim.’ dedim. Sonraki maçı 3-1 aldık. Ben de aynı tribünlere çıktım. Onlara gereken cevabı verdim.

KAYSERİSPOR’A GELİP ETİKET YAPIYORLAR

Şimdi ben şunu söyleyeyim Kayserispor demek Kayseri’nin kalbi demek. Kayserispor demek Kayseri’nin akciğeri demek. Kayserispor’a geleceksin etiket yapacaksın şehrin sayılan adamı olacaksın, işin bitince bırakıp gideceksin yok öyle avanta…

Şimdi öyle mi yapıyorlar?

Bana göre öyle yapıyorlar. Demek istediğim Kayserispor benim canım…

“KADİRŞİNAS DEĞİLLER”

Genel kaptan olduğunda hangi teknik direktörler vardı Kayserispor’da?

Benim zamanımda ilk hoca Tekin Yolaç’tı. Ondan sonra Sabri Kiraz geldi. Tınaz Tırpan, Can Demir Pekmen, Kadir Aytaç vardı, ben bu hocaların hepsi ile çalıştım. Kayserispor’da 20 yılı aşkın genel kaptanlık yaptım, en uzun yapan da benim. Ama bu futbol kulüpleri aynı siyaset gibi, biri gelir yerin değişir. Mesela ben Kayserispor’da 37 numaralı üyeyim.

Kayserispor olarak biz üyelerinizi bir açılışa çağırın, ne bileyim bir maça çağırın bu kadar, kadir kıymet bilmeme olur mu ? Bunu en güzel yapan kulüp Fenerbahçe kulübü, Galatasaray kulübüdür.

“KARTIMIZ OLMADIĞI İÇİN MAÇA ALMADILAR”

En son ne zaman maça çağırmışlardı sizi?

Hatırlamıyorum. Yeni stad açıldığında bir sefer Mustafa Elmaağaçlı ile beraber gittik. Tabi o zamanlar kart lazımmış, biz bilmiyoruz. Biz oraya gidince bizi alacaklar sandık. Mustafa Elmaağaçlı dediğim arkadaş da Kayserispor’da başkanlık yaptı. O arada kapıya gazeteci Salih Balcı geldi. Ne olduğunu sordu, biz de kartsız almadıklarını söyledik. O zaman başkan Recep Mamur’du, onu aradı… Yani acı ama gerçek bazı yerde kardeşin hası olacaksın ekmeği ağzına götüreceksin.

“METİN KURT 1 MİLYON 100 BİN LİRAYA GELDİ”

Metin Kurt’u sen getirmişsin, onu anlatır mısın bize?

Galatasaray kulübünde oturuyoruz. Yılmaz Yalman, Mustafa Ergücü; orta saha Galatasaray’da, Enver Yürekli, onları Galatasaray kulübünden aldım. Metin Kurt o zamanlar Galatasaray kulübüyle itilaflıydı. Yalnız Metin Kurt, şu anda Beşiktaş’taki antrenör Sergen Yalçın gibi. Mecidiyeköy’de TMT Otel’de kendisiyle konuştum. Kayseri’ye gelip gelmeyeceğini sordum. Geleceğini söyledi. Yıl, 1974. Biz konuştuk, her işi bitirdik. O günün parasıyla 1 milyon 100 bin liraya aldık Metin Kurt’u. Yalnız o zaman Galatasaray’da yöneticilerden Turman Ege vardı, o dedi ki; ‘Benimle gelsin, yönetim kurulundan bunu affedelim.’ Metin Kurt da, özür dilemem diye diretti.

O zaman ki 1 milyon 100 bin liraya ne alınırdı?

10 ev alınırdı. Yalnız Metin Kurt’la birlikte diğer 4 ismi aldıktan sonra senet verdik falan, zaman Kayseri’ye telefon etmişler. Mehmet Eskici vardı yöneticiydi. O Pirelli lastiklerinin baş bayisiydi. Ona telefon edilmiş oda İş bankası müdürü Refik Bey’e telefon edin demiş. Yani rahmetli o şartlar altında üzerinden atar. Refik Bey o zamanın şartlarında öder, onun gibi iki oyuncu daha olsa öder. O zaman ki şartlar altında Türkiye’de büyük sansasyonel olaylar yarattı Metin Kurt, Yılmaz Yalman, Mustafa Ergücü ve Enver Yürekli transferleri. Bütün İstanbul gazeteleri büyük başlık haberler yaptı transferler hakkında

Kayserispor’un o sezon ligdeki durumu neydi?

O sene ikinci ligde mücadele ediyorduk. Gelene gidene 3-4 tane atıyorduk. O zamanlarda Galatasaray demek Kayserispor demekti. Galatasaray’la ilişkilerimiz de çok temizdi. Borcumuz kalmadı onlara, hepsini ödedik. Nasıl ödedin diye sorsan, o zaman tüm televizyonlarda, canlı yayınlarda söyledim bunu. O günkü alacağımı 7-8 sene de aldım, para pul oldu kimseye de hiçbir dert yanmadım.

Metin Kurt transferi Kayserispor taraftarları tarafından nasıl karşılandı?

Şehir ayağa kalktı. Sanki Galatasaray’a transfer gelmiş gibi karşıladı Kayserispor taraftarları. Metin Kurt dürüst ve namuslu bir insandı. Çalışkan ve kendi işlerinde hiçbir zaman komplekse girmezdi. Antrenmanlara zamanında gelirdi. Hiçbir beklentiyi suistimal etmedi.

METİN KURT İLE ÖLÜMÜNDEN ÖNCE YAPILAN SON RÖPORTAJA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.

BİR İNÖNÜ’NÜN BİR KEBAPÇI HİLMİ’NİN ARABASI KALDIRILDI

Bir arabayı kaldırmış taraftarlar, o olay nedir?

Stadyumdayız antrenmandan çıktık, Murat marka bir arabam var. Benim arabanın etrafında bir sürü adam var. Garibanlıktan gelmeyiz, korktum arabanın başına bir iş gelecek diye. Rahmetli Niyazi Bahçecioğlu’nun arabası da önde. Arabaya bindim tam çalışıtıracağım arabayı havaya kaldırdılar caddenin oraya kadar götürüp caddede bıraktılar. Gazeteler o zaman ‘Bu memlekette bir tek İnönünün arabası kalktı bir de Kebapçı Hilmi’nin arabası kalktı’ diye manşet attı. Küfrettikleri adamın arabasını o zaman ki şartlar altında kaldırdı taraftarlar.

“ESKİDEN TRİBÜN KORKUSU VARDI”

Bugünkü Kayserispor’u nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabi ki de bu virüsten dolayı bütün kulüplerin işeri zorlaştı tek bizim değil, maddi ve manevi her yönden sıkıştık. Şimdi deplasman, takım filan öldü. Görüyoruz ki Galatasaray’ı kendi sahasında yenebiliyorsun artık. Çünkü taraftar baskısı kalktı ortadan. Haliyle diğer takımdan güçlü olan takım kazanıyor bunu kabul etmek lazım. Her şeye rağmen Türkiye liginin değeri kayboldu. Yüzüne değsen futbolcu yere yatıyor ama tribünler olsa bunları yapamaz. İkincisi futbolcuya hiçbir şey söylenmiyor. Şimdiki futbolcular parasını alıyor 1 maç oynuyor, 5 maç takımın sırtından geçiniyor ama eski tribünler olsa bunların hiçbiri olmazdı. Eskiden böyle değildi, oyuncularda tribün korkusu vardı her şeye rağmen.

BORCUN VARSA ÖDEYECEKSİN KARDEŞİM…

Memduh Başkan (Büyükkılıç), bir röportajında ‘Kayserispor’a köstek değil, destek olalım.’ demişti. Nasıl değerlediriyorsunuz?

Haklı buluyorum. Konuşacaksan icraatte bulunacaksın, yatırım yapacaksın, yardımcı olacaksın, öyle oturup böbürlenerek olmuyor. Bunları konuşmak istemiyorum ama kongre oluyor, öne 6-7 tane adam oturuyor; bunlar belli insanlar, arkaya 20-30 tane, sadece öndekiler konuşuyor. Biri başkan oluyor, biri divan başkanı oluyor. Kendilerince başkan seçiyorlar, Kayserispor böyle iflah olmaz. Borcun varsa ödeyeceksin kardeşim Kayserisporlu isen… Var mı öyle avanta? Biz de yaptık 20 sene. Kayserispor kulübü Kayseri’nin kalbidir, kalbi…

“KAYSERİSPOR ŞEHRİN KALBİ DEMEK”

Şimdi diyelim Kayserispor’un maçı var, tribünler dolacak. Parasını veriyor öyle geliyor tribünlere. Bir parti lideri gelecek Kayseri’ye, meydan dolacak, kazalara belediyelerin otobüsleri gidiyor, o geliyor, şu geliyor, bu geliyor… Ama bir spor müsabakasına tribünlerde 30 bin kişiyi 2 saatte dolduruyorsun. Bu bir rant. Artı, parayla geliyor. Bunu da siyasetçilere söylüyorum. Ben bunu niye diyorum; Kayserispor demek, şehrin kalbi demek. Bunun için diyorum bunu.

“ONORE EDİLMEK İSTİYORUZ”

Senin arzu ettiğin nedir?

Bu yaştan sonra beni çağırsalar ne yapacağım yaşım çok geç. Ama örneğin, o kulübe gidip 1-2 bardak çay içmeyi isterim tabi, gönlüm ister, çeker. De ki, ‘Buna ihtiyacın mı var?’. Hayır, hiç ihtiyacım yok, Allah’a şükür kimseye muhtaç değilim. Ben itibarlı adamım. Zengin değilim ama beni herkes sever. Bu, yanlış anlaşılmasın. Sadece onore etsin. Bir tek ben değilim. Bu memlekette benim gibi kaç tane adam kaldı ya hu? Mustafa Elmağaçlı, Osman Erköse, olsa olsa en fazla 10 kişi olur.

Sen bana locadan yer versen, beni onore etsen ne olur? Kendin büyürsün arkadaş. Bizim oradaki resimlerimizi kaldırmışlar diye duydum. Resmimizi kaldırsan ne yazar, kaldırmasan ne yazar… Halk biliyor bizi.

Benim zamanımda Kayseri’nin nüfusu 160 bindi, şimdi 1 milyon… Berna Hanım’dan böyle bir şey teklif etmiyorum, yanlış anlaşılmasın. ben o tribünlere yürüyerek çıkamam bile. Yaşlandık çünkü. Demek istediğim, insan onore olmak istiyor. Bu yaşta çocuğa benziyorsan ya

Muhammed Kösedağ-Tarık Sena Kösedağ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön!