Kazım Yücel: “Ben olsam”

Kazım Yücel: “Ben olsam”

Kayseri Büyükşehir Belediyesi İYİ Parti Grup Başkanvekili Kazım Yücel, sadece meclis toplantılarında değil, sokakta vatandaşın nabzını tutarak muhalefet yapıyor. Sokağın, ‘Kazım Abi’si, Yücel’e, söz konusu eleştirilere karşı kendi projelerini sorduk. Önce ilk 3 başlıkta yer alan eleştirilerini sıraladı, sonra da kendi yapacaklarını anlattı…

Selma Kara: Kayseri’deki belediyelerin beğenmediğiniz ilk 3 icraati nedir ve siz olsaydınız neler yapardınız?

Kazım Yücel: Ben bu soruya, belediyelerimizin aşağı yukarı 25 yıldır; Fazilet Partisi, Refah Partisi ve peşine de Adalet Kalkınma Partisi belediyeleri tarafından idare ediliyor olması çerçevesinden yaklaşacağım. Kayseri’mizde bir zihniyet yapısına göre bir yaşam oluştu. Daha doğrusu kendilerine göre bir yaşam dizayn ettiler. Buna da Kayseri halkı sürekli yüzde 70’le 73’le oy vererek cevap verdi.

“HUZUR KENTİ SADECE SÖYLEMDE”

Bu söylediğiniz ‘Kayseri huzur kenti’ söylemiyle de ilintili midir?

Bence ‘huzur kenti’ sadece söylemde var; intiharlar olsun, taciz-tecavüz olayları olsun, cinayet olayları olsun, uyuşturucu madde bağımlılığı olsun, Kayseri’nin mevcut tablosu çok vahim. Örneğin, Kayseri’de son 3 yıllık istatistiklere göre 19 bin şahıs tutuklanmış ve ceza almış. Çok da karalamayayım Kayserimizi ama çok da parlak bir dönemde olduğumuzu düşünmüyorum. Dolayısıyla Kayseri’yi dizayn ettiler ama huzur kenti olarak değil. Öte yandan birçok şehirdeki yaşamın Kayseri’den esirgenmemesi gerektiği kanaatindeyim. Kayserimize halâ turist akını olmaması çok üzücü. Tabi, son haftalarda Erciyes’e gelen Ukraynalı turistlerden bahsetmiyorum gerçi onlar da, kayak merkezi aktif çalışsaydı şehir merkezine gelmeyecekti.

“KAYSERİ İLE KAPADOKYA TRENLE BAĞLANMALI”

Sizin çözümünüz nedir peki?

Kayseri ile Kapadokya arasındaki dokunun, bir ulaşım sistemiyle; bir trenle, bir hızlı trenle, adına ne derseniz deyin birleştirilmesi lazım. İkinci dönemdir belediye meclis üyesiyim, bunu sürekli dile getiriyorum. Burada güvenli bir ulaşım sistemi mutlaka oluşturulmalı. Bence Kayserililer de bu konuda seferber olmalı. Eğer bu proje hayata geçirilirse hem Kayseri hem de Kapadokya kazanacak. Bu proje Kayseri için çok uzak duruyor ama ben İzmir örneğini veriyorum. İzmir’in birçok yerine tek bir tren vasıtasıyla ulaşabiliyorsunuz.

“KAYSERİ’YE ARTIK HER ŞEY UZAK”

Yüksek hızlı trenin yıllardır gelmediğini düşündüğümüzde gerçekten uzak bir ihtimal değil mi?

Kayserili olarak bize her şey çok uzak geliyor ama Eskişehirliye, İzmirliye bunlar uzak değil. Hatta bir dönem Adana-Mersin arasında tren hattı vardı, oraya hiç uzak değil. Konya 10 yıldır kullanıyor, doğru söylüyorsunuz bize uzak. Eskişehir 8-10 yıldır kullanıyor, bize uzak. Bize artık her şey uzak. Kayseri’de seçilen belediye başkanları yüksek oranda oy almalarından dolayı kendileri dışındaki muhalefetin hiçbir projesini gündeme almayacak kadar özgüvenli oldular. Ama bugün bahsettiğimiz şehirlerde muhalafet güçlü ve ciddiye alınıyorlar. Kapadokya’ya gelen o denli turisti kullanamıyoruz, Ukrayna’dan haftada bir charter uçakla  turist getirip Erciyes‘te kaydırmayı düşünüyoruz. Halbuki Kapadokya’ya bin katı fazlası turist geliyor.

“ERCİYES’İ DEĞİL KARTPOSTALINI ALIR”

Bu durumda Rasim Arı özgüveninde haklı çıkıyor olabilir mi?

Rasim Arı, Erciyes’i değil de kartpostalını alır. Sayın başkanın yaptığı da ironi, bizim yaptığımız da ironi. Ne sayın başkan Erciyes‘i alabilir ne de biz Kapadokya’yı alabiliriz. Ama doğru dediği şu; ‘Benim bölgemdeki turiste göz dikmeyin, ben de Erciyes’i alırım.’ Halbuki biz kazan-kazan politikasından yanayız. Aslına bakarsanız politika Adalet ve Kalkınma Partisi’nin felsefesiydi. Yani, Sayın Başkan ne sen Erciyes’e göz dik ne de biz Kapadokya’ya… Gel biz, kazan-kazan politikasıyla yeni bir yelpaze açalım.

“AK PARTİ KENDİ İÇİNDE FRAKSİYONLARA BÖLÜNDÜ”

Bir belediye başkanının aynı partiden hem de en yakınındaki belediye başkanına bunları söylemiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi’nde fraksiyonlar vardı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin durumu da aynen buna dönüştü: ‘Ben reisçiyim’, ‘Ben hizmet adamıyım’, ‘Ben AK Partiliyim’. diyen bir çok yapılaşma oluştu. Nevşehir Belediye Başkanı’nın çıkışı da bu örneklerin somut hali. Partinin içerisinde farklı bir güç odağının temsilcisi gibi olağanüstü bir güç gibi davrandı. Nevşehir Belediye Başkanı o sözlerinde çizgiyi aşıyor. Bu da, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde arkasına aldığı dinamiklerden kaynaklı.

“KAYSERİ ÜNİVERSİTE ŞEHRİ DEĞİL”

Peki, ikinci başlığınız nedir?

Kayserimiz bugün üniversite şehri olmalı. Belediyeler üniversite şehri olmayı isterken; sadece, ‘Ben bir üniversite açtım, bu üniversiteyi gelin tercih edin.’ dememeli. Üniversite tercihi yapacak olan gençlik, hangi şehirde sosyal yaşam daha iyi diye düşünüyor. Kayseri’de 3 üniversitemiz var, bir dördüncüsü parçalanarak kuruldu. Bu üniversitelerle ilgili altyapıyı oluşturmadan, sadece fakülteleri açtılar, çocuklara da burayı tercih edin dediler. Gelinen nokta itibariyle, öğrenci için Kayseri sosyal bir yaşam vaat ediyor mu diye baktığımızda, sadece Talas buna biraz daha yakın duruyor. Ama bugün bir genç Abdullah Gül Üniversitesi’nde ya da Nuh Naci Yazgan Üniversitesi’nde okuyacaksa Talas’ı kullanma ihtimali çok zayıf. Çünkü halâ ulaşım sorunu çözülmedi.

“ABDULLAH GÜL İSMİ ÜNİVERSİTEDEN KALDIRILSIN”

Sayın Abdullah Gül’ün isminin verildiği bir üniversite var Kayseri’de. Biliyorum ki Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri buranın ismini ağzına almaya korkuyor. Bu yüzden 8 yıldır buraya yatırım yapılmıyor. Ben de çıktım dedim ki, cesaretli bir şekilde; Sayın Abdullah Gül’ün adından dolayı burası yatırım alamıyor ise, ismini değiştirin, yatırım gelsin ya da bunun gerekçesini açıklayın. Orada kitlendik kaldık.Benim Abdullah Gül ile bir derdim yok ; halbuki çok başarılı bir üniversite ve bunu açmalı. Bu şehre kente başka özel üniversite yatırımları da gelmeli.

“KAYSERİ SADECE ÇALIŞANLARIN ŞEHRİ OLMAMALI”

Siz olsanız üniversite öğrencileri için nasıl bir ortam oluştururdunuz?

Kapadokya ile Kayseri’yi birleştirmeye dair güvenli ulaşım projesi bu açıdan da çok önemli. Yakın ilçeler içerisinde de ulaşımları kolaylaştırır ve hafta sonlarını daha sosyal geçirebileceği altyapıları hazırlar, gençlerin kendilerini daha özgür ve mutlu hissedebileceği ortamlar oluştururdum. Kayseri sadece, fabrikaya gidip, iş yerine gidip akşam evine gelecek insanlar için dizayn edilmiş bir Kayseri olmaktan çıkarılmalı.

Bu söylediklerinizde şöyle bir sonuç çıkar mı? Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nde en altta fiziki ihtiyaçlar ardından güvenlik ve barınma daha sonra sevgi ve devamında kendini gerçekleştirme şeklinde bir piramit vardır ya; buna benzer biçimde acaba Kayseri belediyecilik hizmeti anlamında çok sayıda eksiğini tamamladı, doydu ve artık sosyal olan ihtiyaçlarını karşılama peşinde mi?

“KAYSERİ KAYBOLAN BİR ŞEHİR”

Güzel bir pencereden baktınız, kabul… Tabi ki böyle bir sonuç da çıkar. Ama Kayseri, hemen yanındaki Ankara’ya daha kolay ulaşım için bir yatırım aldı mı yahut yine hemen yanı başındaki Elbistan’da termik santral kurulurken Kayseri savunma sanayiinde yatırım aldı mı -ki burada geçmişte uçak ve ana tamir fabrikası vardı-. Eğer bunlar olmuş olsaydı, Kayseri kaliteli göç alacaktı, Kayserili sanayici de bunların yan sanayii için üretim yapacaktı. Şehirdeki bu cazip yapı yatırımcının gelmesini sağlayacaktı. Dolayısıyla, karın doyurmanın da bir tık ötesine geçecekti Kayseri. Kazanan şehir bunu gösterir, harcar. Ancak Kayseri’de kazanmak, sadece belli zengin ailelere has gibi görülüyor. Kayseri, kaybolan bir şehir. Kayseri bundan 20 yıl önceki Kayseri değil. Kayseri gelişti diyenler Kahramanmaraş’a, Mardin’e, Antep’e , Diyarbakır’a baksın…

“BELEDİYE BAŞKANLARI KISA VADELİ PLAN YAPIYOR”

Peki, üçüncü ve son başlık nedir?

Hangi belediye başkanı Kayseri’de makama oturduysa, sadece 5 yılını planlamamalı.

Öyle mi yapıyorlar?

Bunun böyle olduğunu ben net görüyorum. Erciyes Master Planı dediler. Çok ciddi bir projeydi. 330 bin Avro -o zamanın parasıyla ifade edilen rakam- yatırım yapıldı. Böylesi bir master planı 40-50 yılda amorti edilmemeli. Kayserii zeki ve akıllı ise bu master planını kısmî tutabilirdi, çok ciddi rakamın bir kısmını da başka projelerde kullanabilirdi. Bir dönem master planı dedik ve aşağı yukarı Kayseri’nin 30 yılını kapattık bana göre. Hangi belediye başkanımız olursa olsun, Kayseri gerçeğini önüne almalı, 50 yıl sonra nasıl bir bina, nasıl bir sokak olacak, bunların altyapıları, ulaşımları, sosyal donatılarının ne olacağı konusuna karar vermeli ve bununla ilgili aşama aşama yapılacak bir plan yapılmalı. Bu plan da değişen şartlara göre arada bir revize edilmeli. Üçüncü madde olarak da, Kayseri’nin 50 yıllık bir master olanı olmalı ve bu arada bir revize edilmeli diyorum yani. Kimse de böyle bir planımız var demesin, çünkü an buluyoruz, an karar alıyoruz, anında bazı şeyleri yapıyoruz…

“SADECE SEÇİM YAKLAŞIRKEN HİZMET VERİYORLAR”

Peki, son olarak, beğendiğiniz bir iş yok mu?

Tabi ki beğendiğimiz işler ve hizmetler var. Örneğin seçim yaklaşırken Kayseri’ye çok güzel hizmetler veriyorlar. Onun dışında bizleri sürekli dinliyorlar, sağ olsunlar kırmıyorlar, sürekli ‘Haklısınız, doğrusunuz.’ diyorlar, bunu da beğeniyorum. Ama hayata geçirmiyorlar. Yaptıkları mutlaka doğru şeyler var, kabul ediyoruz. Ama zaten bunların görevleri olduğunu düşünüyoruz. En nihayetinde bunları yapmak için seçildiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön!